Index BİYOGRAFİLER PROFESYONEL BİYOGRAFİLER |
| Müslüm Gürses |
|
|
|
| Yazar Administrator | |
| Thursday, 24 May 2007 | |
1953'ün 7 Mayıs günü Åžanlıurfa'nın Halfeti ilçesi'nin Fıstıközü köyünde, kerpiç duvarlı bir evin nohut odasında dünyaya gözlerini açar, Müslüm Gürses... Yoksul olsa da, sevgi zengini bir ailenin oÄŸludur... Annesi Emine, sevinç çığlıkları atarak baÄŸrına basar ilk oÄŸlunu... 'Adı Müslüm olsun' diyen ve köy meydanında göÄŸsünü gere gere 'OÄŸlum oldu' diye bağıran rençper Mehmet AkbaÅŸ mutluluktan türküler çığırır... Sesi de öyle güzeldir ki... MÜSLÜM GÜRSES; Babam köylü olsa da, duygu adamıydı. Türkü söylemeyi severdi... BaÄŸlama da çalardı... Ama kazanç teknesi, ekmek kapımız topraktı... Köy içinden hatırladığım, toz toprak yollar, kavurucu sıcakların içindeki tarlalardır hep.. . Bir de aÄŸustos böcekleri'nin seslerine karışan, toprakla haşır neÅŸir çalışırken çardakta oturduÄŸumda bana kadar gelen babamın yanık sesidir hatırladığım: 'Benim sadık yarim, kara topraktır!' Babamı tanıyanlar, benim sesimi ona benzetirler. GÖÇ VE MÜZİK ÇocukluÄŸunun ilk yıllarını geçirdiÄŸi Åžanlıurfa ve köyü, hayal meyal kalır aklında Müslüm Gürses'in. Sonra, geçim derdi, onları memleketlerinden söküp alır. Batıya, Adana'ya göç ederler ailece. Kızı Zeyno, küçük oÄŸlu Ahmet ve büyük oÄŸlu Müslüm'le karısı Emine'ye bakmak için ne iÅŸ olsa yapar Mehmet AkbaÅŸ. Hatta bazı düÄŸünlere gizli gizli gidip baÄŸlama çalıp türkü söylediÄŸi bile konuÅŸulur. Mehmet AkbaÅŸ bunun duyulmasını, bilinmesini istemez. O yıllar, ÅŸarkıcılığın baÅŸtacı edildiÄŸi yıllar deÄŸildir... Ancak, Mehmet AkbaÅŸ gizlese de, büyük oÄŸlu Müslüm yüreÄŸindeki müzik sevdasını gizlemez, gizleyemez... Müslüm GÜRSES; Adana sıcak olur... Ve sıcak yaz geceleri bunaltıcı olduÄŸu için damda yatardık... Ben dama çıkıp sırtüstü uzanınca, yıldızların altında bir hoÅŸ olurdum... Ama babamın korkusuna içimden ÅŸarkı söylemek gelse de, sessiz kalır okuyamazdım. ANNE VE KARDEÅž ACISI Fazla gülmenin günah olduÄŸu öÄŸretilen Müslüm'ün hayatı da, kaderi de pek güler yüzlü deÄŸildir zaten. Hele yaÅŸadığı iki acı vardır ki, yüreÄŸi daÄŸlanır, yıkılır kalır... 'Büyüyünce paÅŸa olacak benim oÄŸlum' diyen, oÄŸlunu yerlere göklere koyamayan Emine AkbaÅŸ hastalanır... Önceleri belli etmemeye çalışsa da, gizlediÄŸi hastalığı sonunda iyice ortaya çıkar... Mehmet AkbaÅŸ, karısının tedavisi için elinden gelen çabayı gösterirken, doktorların ' Allah'tan umut kesilmez ' sözlerini asla Müslüm'e yansıtmaz... Aradan birkaç ay geçer ve Emine Hanım, üç yavrusunu ardında gözyaÅŸları içinde bırakarak hayata veda eder... Bu acıyla sarsılan Müslüm, daha sonra bir de Ahmet'ini yitirerek, kardeÅŸ acısını yaÅŸar... Artık iyiden iyiye içe dönük bir genç olur... Anasının babasının bir altın bileziÄŸi olması için terzi çıraklığından yetiÅŸmesini saÄŸladığı Müslüm, pek konuÅŸmaz, hiç gülmez, kimseyle ilgilenmez... İlgilendiÄŸi tek konu müziktir... Bir de felsefesi vardır... MÜSLÜM GÜRSES; Eskiden dedeler varmış, önce çilehaneye girer çile çeker, unvanlarını sonra alırlarmış. Biz de bu hayatın acısını çekmek için geldik, çekeceÄŸiz. ÇAY BAHÇESİNDE BAÅžLADI İç dünyasında acı dolu fırtınalar eserken, dış dünyaya sımsıkı kapalı olan Müslüm'ün müzik sevdası karşılıksız bir aÅŸk gibi sürüp giderken, bazı tesadüfler yaÅŸanır... Öyle ya, hayat her zaman acımasız olacak deÄŸildir ya... MÜSLÜM GÜRSES; İçimdeki gamı kederi hep ÅŸarkılarla dağıtmaya çalışırdım. Bu yüzden evde, sokakta, her yerde ÅŸarkılar mırıldanırdım. Sonra bir gün Adana Piknik Aile Çay Bahçesi'nde bir yarışma düzenlendi. ArkadaÅŸlar bu yarışmaya katılmam için ısrar ettiler. Katılacaktım ama babam karşı çıktı. Hatta gece ben uyurken usulca gelip saçlarımı kesmiÅŸ makasla. Sabah baktım, saçlarım periÅŸan. Gittim üç numaraya vurdurdum. Sonra Bit Pazarı'ndan da bir elbise aldım kendime. Sonra doÄŸru yarışmanın yapılacağı çay bahçesinin yolunu tuttum. Neticede, beni birinci seçtiler. Sene 1968... Bir süre bu çay bahçesinde söyledim ÅŸarkılarımı. Soyadımı da orada çalışırken Gürses yaptılar. Sonra baktım iÅŸler iyi gitmiyor, kendim ayrıldım ve müziÄŸe de küstüm... Ama bu küskünlüÄŸüm uzun sürmedi. Mehmet Genç diye bir arkadaşım vardı, baÄŸlama çalardı. Ben terziliÄŸe baÅŸlayınca, arada bir yanıma gelir giderdi. Mehmet, o zamanlar İzzet AltınmeÅŸe'nin kardeÅŸi Sadık AltınmeÅŸe'ye çalardı. Bir akÅŸam Sadık hastalanmış, Mehmet beni arayıp 'Bu akÅŸam gazinoya sen çıkacaksın' dedi. Çıktım... Gazino sahibi beni çok beÄŸendi. 'Bundan sonra burada çalış' dedi. Böylece müziÄŸe tekrar geri döndüm... DönüÅŸ o dönüÅŸ...' ÖLDÜ, DİRİLDİ İlk ve en önemli çıkışını 1969'da çıkardığı 45'lik plakta yer alan 'Sevda Yüklü Kervanlar, Fark Etmez ' kasetleriyle yapar ve herkesin dilindedir artık bu ÅŸarkılar... Ardından vatan borcunu öder, döner... MüziÄŸe kaldığı yerden devam edip zirveye yürürken de, hiç beklemediÄŸi bir anda Azrail'le yüzleÅŸir... MÜSLÜM GÜRSES; 1978-79 yılıydı... Bir gece konser sonrası Tarsus'tan Adana'ya dönüyorduk. Ben uyumuÅŸum. Åžoför de uyuklamaya baÅŸlayınca bir kamyonla çarpışmışız. Ben o uykudan öbür uykuya geçtim aniden... Bu korkunç kazayla ilgili hiçbir ÅŸey hatırlamaz Müslüm Gürses... Çünkü bir anlamda ölüm uykusudur, onun 'Öbür uykuya geçtim' dediÄŸi. Alın kemiÄŸi kırılmıştır... Neler yaÅŸadığını çok sonra öÄŸrenir... MÜSLÜM GÜRSES; O kazada ÅŸoför öldü... Beni de öldü sanmışlar zaten... Sonra alıp hastaneye götürmüÅŸler... Ben ölümü yaÅŸadım aslında... Bana göre yeniden hayata dönmüÅŸ olmam, Allah'ın bir lütfüdür. Alın kemiÄŸim un ufak olduÄŸu için en küçük bir darbede ölebilir ya da kör kalabilirim... Ameliyatta alnıma beynimi koruyacak plaka gibi birÅŸey taktılar... O korkunç kazadan sonra koku alma duyumu yitirdim... Hiçbir kokuyu alamıyorum ne yazık ki ÅŸimdi... Çok kuvvetli parfümler ispirto kokusu veriyor bana... Ayrıca iÅŸitme duyumu da yüzde elli yitirdim... Çok ağır iÅŸitirim... Neyse, buna da ÅŸükür, yaşıyoruz iÅŸte... BÜYÜK AÅžKI MUHTEREM NUR 'Özür Diliyorum Senden', 'İsyankar', 'Ben İnsan DeÄŸil miyim?' ÅŸarkılarıyla artık Müslüm Gürses milyonların gözbebeÄŸidir... Özellikle de varoÅŸların, orada yaÅŸayan ezilmiÅŸlerin baÅŸtacıdır... Gönüllerde taht kuran Gürses'in gönül tahtına kurulansa bir dönem Türk Sineması'nın en ünlü yıldızlarından biri olan Muhterem Nur olur... MÜSLÜM GÜRSES; Adana'da Muhterem Nur'un filmlerini hiç kaçırmazdım. Koyu bir hayranıydım onun. 1982'de Naci Uyanık diye bir menajer arkadaÅŸ vardı, 'Müslüm, Malatya'ya konsere götürmek istiyorum seni' dedi. Hayır dedim ama baktım kadroda Muhterem Nur da varmış... Muhterem Hanım'ın olduÄŸunu öÄŸrenince, ben de geleceÄŸim dedim... Ve Malatya'da tanıştık Muhterem Hanım'la... Kısa süre içinde de kaynaÅŸtık... Ben her insana bel baÄŸlamam ama Muhterem Hanım, bu dünyanın insanı deÄŸil... |




